Magazin
Moderator
İşte AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar
"PROVOKASYONU TÜM BOYUTUYLA GÖRDÜK"
Tabii her eylemin görünür bir tarafı vardır. Bu tip eylemlerin arkasında murat ettiği bir siyasi mesaj da vardır. Hiçbiri tesadüfen ya da küçük bir grubun kendi kafasına göre karar vererek gerçekleştirdiği eylemler değildir. Bu eylemlerin siyasi hedefini ve oluşturmaya çalıştığı provokasyonu tüm boyutlarıyla gördüğümüzün bilinmesini isterim. Dolayısıyla terörle ve teröristle mücadele ederken aynı zamanda görünenin arkasındaki siyasi denklem oluşturma, provokasyon ve sabotaj odaklarıyla da mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyorum.
İlginizi Çekebilir
Adalet Bakanımız açıkladı. Adliyemiz bunun ardından çok boyutlu bir soruşturma yürütüyor. Başsavcılıklarımız ve savcılıklarımız çeşitli illerde operasyonlar yapıyor ve bu terör saldırısının bütün bağlantıları üzerine hassasiyetle gidiliyor. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığımızın ve Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda, bu kritik uluslararası gündemde ülkemize yönelik bu provokasyon ve sabotajı tüm boyutlarıyla ortaya çıkaracağımızdan milletimiz emin olsun.
"İRAN'A SALDIRI VAHİM SONUÇLAR DOĞURDU"
Küresel barışı etkileyecek çok kötü neticeler oluştu. Bunu tüm boyutlarıyla hep beraber izledik. Tabii Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler önemli. Tedarik zincirleri önemli. Enerji konusu son derece önemli. Gıda konusu son derece önemli. Ama en önemlisi o bombaların altında sebepsiz yere can veren masumlar var. Mağdurlar var. Dolayısıyla biz barış dediğimizde bizim anladığımız daha çok masum kanı dökülmesin. Daha çok insan mağdur olmasındır. Aynı savaşın ilk günlerinde okuldaki kız çocuklarının üst üste bombalamalarla öldürülmesi gibi asıl baktığımız yer o masum kuş gibi çocukların hayatıdır. Artık söz konusu olmayan gelecekleridir. Tabii ki tüm boyutlarıyla bunu takip ediyoruz. İnceliyoruz. Ama biz barış dediğimizde daha çok kan dökülmesin. Daha çok mağdur ortaya çıkmasın. Daha çok masum hayatını kaybetmesin diye bunu değerlendiriyoruz.
Şimdi bu açıdan baktığımızda bütün bu sürece dönük olarak değerlendirme yaptığımızda önemli olan kalıcı ateşkesle birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. 'Bir gecede sizi taş çağına çeviririz' ya da 'Bir gecede bir medeniyeti yok ederiz' şeklindeki ABD ve İsrail saldırganlarının söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır. Bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin, bir barış metninin ortaya çıkmasıydı. Ama geçici ateşkes meselesi konuları çözmüyor. Önemli olan burada kalıcı bir şekilde barışa ulaşılmasıdır. Çünkü ortaya çıkan bu vahim insani tablo ve çeşitli alanlardaki enerji, tarım ve diğer alanlardaki krizler kuşkusuz şöyle bir tablo ortaya çıkarıyor.
Görülmüştür ki aslında ulusal olanla bölgesel olan, bölgesel olanla küresel olan iç içe geçmiştir. Ulusal olanın bölgesel olana, bölgesel olanın küresel olana etkisi arasında artık bugünün dünyasında bir mesafe kalmamıştır. Bu mesafenin olmaması demek aslında herhangi bir ülkeye dönük haksız ve hukuksuz bir saldırı gerçekleştirdiğinizde insanlığın tamamını etkileyen tablolar ortaya çıkarmış oluyorsunuz demektir. Tüm bu çerçevenin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Ve kalıcı barış olmadan sadece ateşkesin belli mevziler kazanmakla sınırlı bir tablo haline getirilmemesi gerekir. Bu çerçevede bunun değerlendirilmesi gerekir.
İsrail, işgal etmeye dönük adımlar atıyor. Oradaki yasa dışı yerleşimleri daha da genişletmeye ve yeni yasa dışı yerleşimler açmaya dönük bir takım yaklaşımlar sergiliyor. Tüm bunun anlamı şudur. Yani hiçbir şekilde İsrail'in barış istemediği ve daha çok kan dökülmesine dönük bir strateji izlediğidir. Şimdi bakın, bugün itibarıyla ABD ile İran arasında bir barışın olması gerektiği konusunda bütün dünya, ABD ile İsrail hattının saldırılarını durdurması gerektiğine dair bir irade ortaya koymuşken İsrail, Lübnan'a saldırmaya devam ediyor. İsrail hükümeti diyor ki; 'Lübnan'ın içindeki Litani Nehri'ne kadar olan bölge siviller tarafından boşaltılsın.' Litani Nehri'ne kadar olan bölgenin siviller tarafından boşaltılması ne demek? Bir ülke başka bir ülkenin içinde neredeyse Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi, yani Lübnan'ın üçte birlik alanını ifade eden kısmı, kendi toprakları gibi görerek egemenlik iddiasında bulunmuş oluyor. Şimdi orada yaklaşık olarak 600 bin ile 1 milyon arasında sivilin yer değiştirdiği ifade ediliyor. Önce hava bombardımanıyla Lübnan'ın önemli mevzilerini yerle bir etti. Litani Nehri'ne kadar olan yerdeki insanları yerinden etti. 1 milyona yakın bir göçten bahsediliyor. Şimdi aynısını kara harekâtıyla yapıyor. Yani Gazze'de gerçekleştirdiği bütün zulmü Lübnan'da gerçekleştirmeye çalışıyor.
Bütün bunun anlamı Cumhurbaşkanlığımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünden defalarca sorduğu soruda gizlidir. İsrail'in sınırları neresidir. İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor. Üstelik bunu teolojik bir şekilde, dini bir fanatizmle yapıyor. Bunu açıkça da ifade ediyorlar. Bu fanatizmin kendi siyasal çerçeveleri ve siyasal pusulaları olduğu şeklinde yaklaşımlar sergiliyorlar. Aynı şekilde Suriye'ye dönük tacizi devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail'deki Büyükelçisi, İncil'e göre bazı bölgelerin İsrail'in hakkı olduğunu ifade ediyor. Şimdi burada nerede uluslararası hukuk konuşacağız. Barışı nasıl konuşacağız?
"ÇOK KIRILGAN BİR ATEŞKES ORTAMI VAR"
Gelinen noktada bu nedenle Pakistan'daki toplantı son derece önemli olacaktır. Evet, çok kırılgan bir barış ortamı var. İran diyor ki; '10 maddenin 3'ü şimdiden ihlal edildi. Barış görüşmesi için Pakistan'a gidecek olan Amerikan heyeti adına yapılan açıklamalarda bir müzakereden ziyade tek taraflı olarak İran'a ödev verme ve İran'a tek taraflı mükellefiyet yükleme şeklinde bir yaklaşım görülüyor. Halbuki barış karşılıklı atılması gereken adımlarla olur. Sonuçta iki taraf da köprüyü yürür ve ortasında buluşur. Ama sadece bir tarafa dönük olarak şurada dur, kırmızı ışıkta dur, sarı ışıkta bekle, yeşil ışıkta geç gibi talimat verir tarzda bir uluslararası ilişkiler anlayışı tek taraflı olmaz. Burada çift taraflı bir yaklaşım gerekir.
Esasında da asıl sorumluluk bu savaşı başlatanların üzerindedir. Yani şimdi bir devlete, barışçıl da olsa, şu programlarından vazgeç, savunma sanayii ile ilgili şu sistemleri yapma, egemenlik alanı üzerindeki şu boğazları ya da toprakları üzerindeki egemenlik haklarını devret şeklinde bir yaklaşım barışı getirmez. Çok temel bir prensip vardır. Barış yapmak istiyorsanız galip gelseniz bile aşırı şartlar dayatmamalısınız. Halbuki burada devam eden bir savaşa çözüm bulma yerine dayatma söz konusudur. Hiçbir zaman şunu unutmayalım. Saldırıyı İran başlatmadı. Netice itibarıyla İran halkı burada mağdurdur. Burada doğru yolun bulunması için saldırıyı başlatanların bu çerçeveye riayet etmesi esastır. Tabii ki onların riayetiyle birlikte bu süreç karşılıklı olacaktır ve İran'ın da riayet etmesi gerekecektir.
Orta Doğu'da savaşı başlatan cümle! Ateşkes sonrası konuşmalar ortaya çıktı
İzmir'de 3 polisin şehit eden saldırgan hakim karşısında! 'Videoları izledim, o yüzden yaptım'